istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2008 Cumartesi

Marmaray Projesi ile ilgili YTÜ Ulaştırma ABD Başkanı Yrd. Doç. Dr. İsmail Şahin'in düşünceleri

Geçtiğimiz aylarda CHP İstanbul İl Başkanlığı tarafından düzenlenen "Ulaştırma Sempozyumuna ", "BİLİMİN IŞIĞINDA ULAŞTIRMA ARAŞTIRMALARI ve UYGULAMALARI" başlıklı bildirisi ile sunum yapan Yıldız Teknik Üniversitesi(YTÜ) Ulaştırma Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç Dr. İsmail Şahin'in, bildirisinde yer verdiği Marmaray Projesi ile ilgili görüşleri aşağıdadır(*):

...


...
5) Marmaray Projesi ile İlgili Öneriler

Asrın Projesi olarak sunulan Marmaray aracılığı ile bir tarih katliamı yapılacaktır. Gebze-Haydarpaşa ve Sirkeci-Halkalı koridorlarındaki hat üçlemesi planı tarihi bir çok yapının/değerin niteliğine geri döndürülemez biçimde zarar verecektir. Tarihi Haydarpaşa ve Sirkeci tren garları işlevlerini yitireceklerdir. İstanbul kenti coğrafi özelliği nedeniyle Asya ve Avrupa kıtalarının Boğaz’la ayrılan iki uç bölgesinde konumlanmıştır. Bu özelliği nedeniyle iki tren garına sahiptir ve bu garlar diğer bir çok metropoldeki gibi “merkez tren garı” niteliğindedir. Uzun tren seyahatlerine başlayacak ya da seyahatlerini bitiren yolcular bu merkez tren garlarında kente veda eder ve merhaba derler. Garın sosyal alanlarında vakit geçirip, seyahat edecekleri trenin kalkış saatini bekler ve kedilerini karşılamaya gelenler ile buluşurlar. Merkez tren garları çok işlevli yerler olup hem yolcuların hem de kentte yaşayanların uğrak yerleridirler. Bu garlar kent kimliğinin bir parçasıdır. Bu kimlikten habersiz olanlar ya da küçümseyenler eski sinema filmlerine ve romanlara bir göz atmalıdırlar. Bu bakımdan, İstanbul’u merkez tren garlarından mahrum bırakmak acımasızlık ve tarihe saygısızlıktır. Haydarpaşa ve Sirkeci tren garları planlanan Marmaray koridorunun dışında kaldığı için devre dışı bırakılıp geleneksel işlevlerine son verilmektedir. Halbuki, teknik bakımdan bu garların Marmaray ana hattına (TCDD hattına) bağlanıp işlevlerini sürdürmesi hiç de zor değildir. Bu uygulama, ayrıca, bir kısım anahat trenlerinin iki yaka arasında geçiş yapmasına da engel değildir. Trenlerin bir bölümü Avrupa yakasındaki Sirkeci merkez tren garından hareket edip Anadolu’ya geçebilir, bir kısmı da Asya yakasındaki Haydarpaşa merkez tren garından Trakya’ya yönelebilir.

Diğer yandan, iki yakadaki mevcut hatların üçlenmesinin de gerektiği gibi incelenmediği anlaşılmaktadır. Hat üçlemesinin gerekçeleri yeteri kadar açık değildir. Planlanan hatlardan ikisinin ağırlıklı olarak kentiçi trafiğine üçüncü hattın ise ana hat trafiğine hizmet vermesi planlanmaktadır. İki yakadaki Marmaray koridoru boyunca hat sayısı üç iken, yakalar arasında bulunan tüp geçit iki hatlıdır. Üç hat olarak planlanan Marmaray koridorunu çift hatlı bir tüp ile birbirine bağlamak fiziksel bir darboğaz oluşturmaktadır. Bu darboğaz, iki yaka arasındaki tren işletmeciliğini ciddi biçimde zora sokacaktır. Çünkü, Gebze-Halkalı arasındaki hattın kapasitesi bu darboğazın kapasitesi kadar olacaktır; yani üç hat üzerinden tüp geçide yaklaşan tren trafiği sadece iki hat üzerinden geçiş yapabilecek, kapasite üzerindeki tren trafiği tüp girişinde kuyruklanacaktır. Bu durum, yakalardaki hat üçlemesini anlamsız hale getirmektedir.

Uygulanması düşünülen hareket planına göre, zirve saatlerde anahat trenlerinin tüp geçidi kullanmayacağı öngörülmektedir. Zirve saatlerde sadece kentiçi trafiğine hizmet veren banliyö trenlerinin tüp geçitten geçmesine izin verilecektir. Banliyö tren sayısının azaldığı zirve dışı saatlerde ise hem banliyö hem de anahat trenlerinin tüp geçidi kullanması planlanmaktadır. Buna göre, zirve dışı saatlerde anahat trenlerinin inşa edilmesi düşünülen üçüncü hatta girmeyecekleri anlaşılmaktadır; ya da gireceklerse, tüp geçit girişine kadar ilerleyip yolcularını burada bırakıp geri dönmeleri gerekecektir (tüp girişinde anahat trenlerinin depo sahası bulunmadığı için). Bu işletim tarzının verimliliği tartışılmalıdır. Zirve dışı saatlerde banliyö tren trafiği azalacağı için, ana hat trenlerinin üçüncü hat yerine banliyö trenleri ile birlikte aynı hattı ortak kullanmaları mümkün olabilecektir. Bu ortak işletimin uygulanabilirliğini bir başka önemli proje desteklemektedir. Kartal-Kadıköy arasında D-100 karayolu koridorunda yüksek kapasiteli bir metro inşa edilmektedir. Marmaray koridoruna paralel olan bu hat Batı ucunda Marmaray ile entegre olmaktadır. Bunun anlamı, Marmaray banliyö trenlerinin önemli miktardaki yolcu yükü bu paralel metro hattında taşınabilecektir. Böylece, Marmaray hattındaki banliyö trenlerinin sayısı azaltılabilecek, bu da banliyö ve anahat trenlerinin iki hattı ortak kullanmalarına olanak sağlayacaktır. Bu işletim tarzı, Marmaray koridorundaki üçüncü anahattı gereksiz kılmaktadır.

(*): "BİLİMİN IŞIĞINDA ULAŞTIRMA ARAŞTIRMALARI ve UYGULAMALARI" başlıklı bildiriden aynen alınmıştır.

1 Ekim 2008 Çarşamba

Kim çirkin?

Haydarpaşa Limanı mı? Yoksa böyle düşündürmek isteyenlerin beyni mi?

Bir liman kenti olan İstanbul’un tek limanı olan Haydarpaşa Limanı…
Özellikle 2003 yılından itibaren tartışılır hale geldi…
Ortaya atılan iddiaya göre, Haydarpaşa Limanı İstanbul’u çirkinleştiriyordu!!!…

Limanın hizmete açılışının üzerinden 100 yıl geçmiş iken, ortaya atılan bu tartışma, yerinde bir tartışma mıydı, yoksa amaçlı bir tartışma mıydı?
Halbuki; ekonomik öneminin yanı sıra, toplumsal dönüşümlerin, kentsel gelişimin önemli bir odak noktası olan limanlardandı Haydarpaşa Limanı!
1800’lü yılların sonlarına doğru inşaa edilen raylı ulaşım sistemlerinin etkisiyle İstanbul’da kent surların dışında gelişmeye başlamıştı. Aynı sürece paralel olarak yapılan Haydarpaşa Limanı(1872) ise, Osmanlı ticaretinin ve kentsel gelişimin odak noktasıydı. Ve demiryolu ile olan bağı nedeniyle, ticari kanallar açısından çok büyük öneme sahipti.
Kent daha yeni yeni surların dışına çıkarken bu liman vardı ve 2003 yılına kadar kimse bu liman için; “İstanbul’u çirkinleştiriyor” dememişti…
Halbuki İstanbul, bir liman kentiydi ve “çirkin “ olarak gösterilmek istenen bu liman, İstanbul’un gelişiminde ve ticarette en büyük aktördü… Bir liman kentinin gerçek anlamda tek limanı, aradan geçen 100 yılı aşkın süre içinde nasıl oluyordu da, “çirkinlik” abidesi olarak gösterilebiliyordu… Bu durum dünyada da böyle miydi; liman kentlerinde limanlar istenmiyor muydu?
Dünyada da liman kentlerinin göz bebeği olan limanlar kapatılarak,

Bu hale mi getiriliyordu?

İşte, dünyanın değişik ülkelerindeki bazı liman kentleri…

Singapur Limanı-Dünyanın en büyük limanı

Dünyanın en büyük ikinci limanı: Rotterdam Limanı

Dünyanın en büyük üçüncü limanı: Güney Louisiana-Amerika

Dünyanın en büyük dördüncü limanı: Shanghai-Çin

Dünyanın en büyük beşinci limanı: Hong Kong-Çin

İtalya...

İngiltere...

Senegal...

Yunanistan…


Görünen o ki, dünyanın hiçbir liman kentinde, “çirkin” diyerek limanlar kapatılmamış! Ve limanlar için, kentsel dönüşüm adlı yağma projeleri geliştirilmemiş!!!Dünyada durum böyle! Ya bizde?…
Haydarpaşa Gar ve Limanı kapat, Haydarpaşa Dünya Ticaret Merkezi/Manhattan yap !

Bahsimiz, sandalların yada teknelerin, yatların bağlandığı bir iskele falan da değil, Haydarpaşa Limanı! Marmara Bölgesinin tek, ülkenin 3.büyük limanı ve bu limandan ülke ihracatının % 50’si gerçekleştiriliyor!Haydarpaşa Limanı, yılda 59,9 milyon dolar (2006 yılı) geliri olan bir liman! Bu limandan, Trakya bölgesinin kargo gereksinmelerinin büyük bölümü karşılanıyor.
Bakın, Dokuzuncu Kalkınma Planında(2007-2013) ne yazıyor; “Başta İzmir yöresi, Marmara ve Akdeniz olmak üzere, liman kapasiteleri artırılacaktır… Dünya sıralamasında 18.sırada yer alan Türk Ticaret Filosu, son yıllarda … 24.sıraya gerilemiştir…”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile BİMTAŞ’a bağlı İstanbul Metropolitan Planlama Bürosu ise, “limanın her hangi bir nedenle devre dışı kalması sadece İstanbul için değil, bölge ve ülke açısından ciddi riskler taşımaktadır.” diyor.
Bir yandan, denizyolu taşımacılığının gerilemesinden dem vuracak ve bu limanın devre dışı kalmasının ülke açısından risk taşıdığından söz edeceksiniz, bir yandan da bu önemli limanı kapatma hayalleri kuracaksınız! Böylesi bir çarpık anlayışın bahanesi, “özrü kabahatinden büyük olan bir bahane”: Haydarpaşa Limanı İstanbul’u çirkinleştiriyor !!!
İlginçtir ki; İstanbul’un gelişiminde önemli bir faktör olan, bu önemini de hala koruyan ve neredeyse 1,5 asırlık Haydarpaşa Limanını “çirkin” ilan edenler, Deniz taşımacılığının gerilemesinden dem vuranlar, Limanı kapatıp, yerine rezidans ve gökdelen yapmak isteyenler aynı zihniyetin temsilcileri!!!
Bir limanın nasıl bir güzellik arz etmesi beklenir bilmiyoruz ama “çirkin” diyenlerin, güzellik anlayışı ortada!!!








Bir liman kenti olan İstanbul’da, kentin asırlık limanını “çirkin” ilan edenlerin asıl derdi açık değil mi? Bu gerçeği görmek için, çok fazla düşünmeye gerek var mı?
Bu limanın idam fermanı için, Marmaray Projesinin CR1 inşaatının başlaması bekleniyor…Projenin en büyük rant hedefi de, Haydarpaşa Gar ve liman sahasını gökdelen merkezine çevirmek… Bunun için bölge Marmaray Projesinden çıkartıldı…

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ise, “düşmanının zayıf düşmesini bekleyen bir yırtıcı misali” Haydarpaşa gar ve liman bölgesini (2006 yılında çıkartılan ama yargı kararı ile iptal edilen ve revize edilen her iki plana göre), İstanbul’un gelecek planlarında iş alanı, kongre ve turizm merkezi olarak göstermekten geri durmuyor!!!

Haydarpaşa Dayanışmasının ana bileşenlerinin ısrarlı vurgusuna rağmen, konu sadece Haydarpaşa Garın kentsel dönüşüme kurban edilmek istenmesi gibi algılanmak-algılatılmak ve liman gerçeği unutturulmak isteniyor…
Biz her şeye rağmen, böyle düşünmek, düşündürmek isteyenlere küçük bir hatırlatma yapalım:
Kentleri kent yapan; garları, meydanları ve limanlarıdır!!





Aslen, 1,5 asırlık yaşıyla, çok büyük bir işleve sahip olan Haydarpaşa Limanı değil, bu limanı yok etmek isteyenlerin beyni çirkindir. Ve bu çirkinliklerini de, İstanbul’u yok etme pahasına uygulamaya koydukları, kentsel dönüşüm projeleriyle fazlasıyla göstermektedirler.
Haydarpaşa Limanı için hala, “çirkin, İstanbul’a yakışmıyor” diyenlere atfolunur…

Haydarpaşa Limanının tarihçesi ve bugünkü durumu(*)




Haydarpaşa Limanı 1872(garla beraber) yılından itibaren hizmet vermekte olup, tesislerin yetersiz kalması nedeniyle daha büyük ve modern hale getirilmesi ile büyük tonajlı gemilerin yanaşmasına imkân tanımak için 20.04.1899 tarihinde Anadolu Bağdat Demiryolları Kumpanyasına yeniden inşa ettirilmeye başlanmış ve 1903 yılında yeni Haydarpaşa Limanı hizmete girmiştir ve zaman içinde gelişerek bugünkü halini almıştır. Limanın yapım süreci ile birlikte inşa edilen Askeri karakol, Elektrik santrali ve TMO siloları da o dönem için önemli işletme binaları olarak kullanılmıştır.

Liman bilgilerinin istatistiği 1900 yılından itibaren tutulmaya başlanmış olup, 1924 senesine kadar Anadolu Bağdat Demiryolları Kumpanyası tarafından işletilmiştir.
24.05.1924 tarih ve 506 sayılı yasayla liman, Hükümet tarafından satın alınmış ve 31.05.1927 tarihine kadar özel bir rejimle idare edilmiştir.
31.05.1927 tarih ve 1042 sayılı yasa gereğince Nafıa Vekaletine (Bayındırlık Bakanlığı) bağlı bulunan Demiryolları İdaresine devredilmiştir.
Limanın mevcut tesisleri yeterli olmadığından, Bayındırlık Bakanlığınca 05.02.1953 tarihinde başlayan tevsiatın ilk kısmı 1954 senesinden itibaren peyderpey TCDD İşletmesine devredilmiştir. Haydarpaşa Limanı yapıldığı günden günümüze kadar, çok önemli bir işleve sahip olmuştur. Bunu geçmiş yıllar açısından örneklemek gerekirse;
“1900 ila 1914 yılları arasında yılda ortalama 17.354 gemiye hizmet veren limana, savaş nedeni ile 1914 ve 1918 yılları arasında gemi yanaşmamıştır.1919 yılı ile 1929 yılı arasında ise yılık 12.121 gemi yanaşmıştır. Aradaki 5.283 gemi farkı ise Rusya’nın limanlarını kapatmasından kaynaklanmış, ayrıca büyük gemilerin yanaşması ile de gemi sayısı azalmasına rağmen tonaj artmıştır.
•Haydarpaşa Limanından 1929 yılında Dünyanın 95 ayrı liman kentine 82.646.019 kilo ihraç ürünü gönderilmiştir. Bu ihraç ürünleri başta tütün olmak üzere 99 çeşittir.
•31 yabancı limandan limana gelip aktarması yapılan eşya tonajı 12.277.108 kilodur.
•Yine 1929 yılında limana gelen eşyadan 2.619.840 kilo Şark Şömendöferine verilmiştir.
•Şark Şömendöferi ile gelen 11.410.160 kilo eşya gemi ile yurt dışına gönderilmiştir.
•1929 yılında 99 yabancı limandan gelen 856.280.170 kilo ithal mal limana indirilmiştir.
•1929 yılında Karadeniz havzasında 52 adet limana 63.352.362 kilo yük gönderilmiş, bu limanlardan 559.255.565 kilo yük Haydarpaşa Limana gelmiştir.
• Marmara havzasından 38 limana 75.420.528 kilo yük gönderilmiş, bu limanlardan 70.568.378 kilo yük gelmiştir. Akdeniz havzasında 30 limana 49.065.955 kilo yük gönderilmiş, bu limanlardan 75.622.628 kilo yük gelmiştir.”

Haydarpaşa Limanı, işlevi itibariyle ülkenin en büyük 3.limanı olup, liman sahası dışında Göztepe’de, yıllık tutma kapasitesi 52.800 TEU olan 55 bin metrekarelik ayrı bir konteynır kara terminali olması açısından da ülkede tektir. Bu terminalde konteynır içi doldurma/boşaltma ve gümrükleme işlemleri yapılmaktadır.
Haydarpaşa Limanı Türkiye’nin dış ticaret hacminin yarısını karşılamaktadır.
2003 yılında, 2.503.643 ton konteynır taşımacılığı yapan bu limanda, 2004 yılı içerisinde 47.347 ton karışık, 3.128.689 ton konteynır, 3.273.168 ton ro-ro+oto, 8.727 ton dökme olmak üzere, toplam 6.457.931 ton yük, limana gelen 1.302 adet gemiye yüklenmiş, 51.803.175 ABD DOLAR’ ı gelir elde edilmiştir. Haydarpaşa Limandan Haydarpaşa gara ay içinde ayda ortalama 30 vagon konteynır 750 ton+10 vagon 300 ton dökme hamule olmak üzere toplam 1.050 ton yük çıkmıştır.
Bu liman 2003 yılında 40,2 milyon dolar kar elde ederken, 2004 yılında 51,8 milyon dolar, 2005 yılında 52,45 milyon dolar, 2006 yılında da 59,9 milyon dolar kar elde etmiştir.
Limanda pilotaj/römorkaj hizmetleri verilmekte olup, 3 adet römorkörü, 250 ton kapasiteli bir yüzer vinci, 3 römorkörü, 3 demiryolu feribotu ve 2 palamar botu mevcuttur. Konteyner elleçlemeleri; 40 tonluk 4 adet gantry crane, 40 tonluk 18 adet lastik tekerlekli transtainer, 25-42 tonluk 9 adet dolu ve 8-10 tonluk 8 adet boş konteynır forklifti ile gerçekleştirilmektedir. Bunun yanında 3-35 tonluk 9 adet rıhtım vinci, 5-25 tonluk 6 adet mobil vinç, 8 standart ve 30 kısa mastlı forklift bulunmaktadır. Ayrıca, terminalde, reefer konteynırlar için uygun reefer panoları da mevcuttur.
TMO'ya ait 34.000 ton kapasiteli bir hububat silosuna sahip olan limanın rıhtımla bağlantılı bir konveyör sistemi de mevcuttur.
Sirkeci ve Haydarpaşa arasında çalışan tren feribotları için iki feribot istasyonu mevcut olup, her bir feribotun kapasitesi 480 tondur.
Trakya bölgesinin kargo gereksinmelerinin büyük bölümü Haydarpaşa limanından karşılanmaktadır.
Boğaz geçişlerinde herhangi bir kaza veya olağanüstü bir durum olması durumunda, Haydarpaşa Limanın ilk müdahalede bulunan yer olması ve bu konudaki yeterliliği açısından da, stratejik bir öneme sahiptir. Bu öneminin bölgesel bir anlam taşıdığı gerçeği de, 1999 Marmara Depreminde bir kez daha gözler önüne serilmiş, depremde yaralanan birçok insanın sağlık merkezlerine ulaştırılmasında Haydarpaşa Liman önemli bir transfer merkezi olmuştur.
Bu liman ile ilgili BİMTAŞ’a bağlı İstanbul Metropolitan Planlama Bürosu ve İBB’nin itirafları da açık olup, limanın her hangi bir nedenle devre dışı kalması sadece İstanbul için değil, bölge ve ülke açısından ciddi riskler taşımaktadır.

* Haydarpaşa Paneli kitabı/26 Kasım 2006-BTS yöneticisi Tugay KARTAL’ın sunumundan yararlanılmıştır.